Hakkımda

Orman çocukları

Özlem Arıcı

Hayvansever & Aktivist

“Bir hayvana dokunabilmek hak değil, kazanılmış bir ayrıcalıktır.”
Lan Dunbar

 

Bu sözün doğruluğuna her zaman inanmışımdır, hatta bu sözü duymadan önce bile böyle düşünüyordum 🙂

Bugünümüzde sahip olduğumuz her ne ise, o şey mutlaka çocukluktan kalmıştır ya. İçimdeki hayvan sevgisi o zamanlarda oluşmaya başladı. Çünkü dünyanın en merhametli adamı benim babamdı ve daha henüz takvimler 80’li yıllardayken, sokak kedilerini beslemeyi ondan öğrendim.

O şimdi hayatta değil ama ondan kalan bu dünyanın en güzel mirasını yaşatmaya çalışıyorum.

2000 yılında başlayan ilk özgür yaşam alanımın ilk ayında bir sokak köpeğini evlat edindim, sonra yıllar içinde sayısız kedi ve köpeğe baktım. Bazılarını evlat edindim bazılarına koruyucu aile oldum.

2015 yılından beri Sessizliğin Sesi isimli bir dernekle birlikte Çekmeköy Reşadiye Ormanları’nda yaşayan 300’den fazla terkedilmiş köpek için  orman beslemesine katılıyorum.

Yaşadığım yer olan Üsküdar’da belediyenin başlattığı Minik Dostlar oluşumunda gönüllüyüm, etkinlik kapsamında veteriner, hukukçu, aktivist, barınak çalışanı vs. bir sürü insandan olağanüstü güzel bilgiler öğreniyorum.

Aynı zamanda son bir kaç yıldır Zümrüd-ü Anka isimli bir oluşumla birlikte İstanbul’un çeşitli besleme alanlarına kulubü yapıyorum. Bu etkinlik yazın kavurucu sıcaklarında ve kışın dondurucu soğuklarında tekrarlanıyor. O zamanlar ”empati” denen şeyin kıymetini bir kez daha anlıyorum. Çünkü bizler, sadece bir gün bile o sıcağı ve soğuğu deneyimlerken ormana terk edilmiş ve hayatını sürekli o havalarda geçiren köpeklere yazın sıcaktan, kışın soğuktan koruyacak yuvalar teslim ederek dönmenin huzuru öyle çok fazla şeyde yaşanabilecek bir şey değil.

Sabah, akşam yolumu kesip mama haracını alan, eğer bir şekilde sokaktan geçmemişsem 3. kata kadar çıkıp kapımda ağlaşan sayısız sokak kedisine de annelik yapıyorum.

Bir hayvanı sevmenin ne demek olduğunu bilen herkes gibi daha fazlasını kurtarmak, doyurmak ve yuvalandırmak gibi çılgınca isteklerim oluyor. Bunun için, bir hayvanla yaşamanın güzelliğini elimden geldiğince, kullanabildiğim tüm kaynaklardan anlatmaya çalışıyorum.

Bu blogu açma amacım da bu zaten.

Hepsini kurtaramasam da uzun yıllardır, tanıdığım ya da hiç tanışmadığım bir çok insana kedi ve köpek sahiplendirdim. Bu öyle güzel ve tadına doyulmaz bir duygu ki hani derler ya; ”dünyalar benim oldu” aynen öyle oluyor 🙂

Şimdiye dek sokaktan kurtarmayı başarabildiğim 2 tane kedi ile birlikte yaşıyorum. İkisi de dişi, ikisi de smokin cins. Biri Kiwi, diğeri Puding 🙂

Ben onlara rahat, konforlu aynı zamanda da özgür bir hayat vermeye çalışırken sokaktaki canlar için de bir şeyler yapmaya devam ediyorum. Umarım bu sitenin ve buradaki yazıların da faydası olur.

Son olarak, ilk cümleme ithafen; hayatın anlamı, avcunuza değen patilerde saklı 🙂