Özlem Arıcı

Özlem Arıcı
Blogger

Hayvansever & Aktivist
1976 doğumluyum.
Turizm Rehberliği bölümünde okudum. 2005’den itibaren kurumsal şirketlerde
müşteri temsilciliği, satış danışmanlığı, yöneticilik ve eğitmenlik yaptım.
Bir süredir, eğitimi için maddi desteğe ihtiyacı olan öğrencilere karşılıksız burs veren bir STK’da çalışıyorum. Aynı zamanda bir trekking grubu ile doğa yürüyüşleri organize ediyorum.
Doğayı ve hayvanları çok seviyorum.

“Bir hayvana dokunabilmek hak değil,
kazanılmış bir ayrıcalıktır.”

Lan Dunbar

Bu sözün doğruluğuna her zaman inanmışımdır, hatta bu sözü duymadan önce bile böyle düşünüyordum 🙂
Bu günümüzde sahip olduğumuz her ne ise, o şey mutlaka çocukluktan kalmıştır ya. İçimdeki hayvan sevgisi o zamanlarda oluşmaya başladı. Çünkü hayatım boyunca tanıdığım en merhametli adam, benim babamdı ve daha henüz takvimler 80’li yıllardayken, sokak kedilerini beslemeyi ondan öğrendim. Sevgili babacığım şimdi hayatta değil ama ondan kalan, dünyanın en güzel mirasını yaşatmaya çalışıyorum.
2000 yılında başlayan ilk özgür yaşam alanımın ilk ayında bir sokak köpeğini evlat edindim, sonra yıllar içinde sayısız kedi ve köpeğe baktım. Bazılarını evlat edindim bazılarına koruyucu aile oldum.
2015 yılından beri Sessizliğin Sesi isimli bir dernekle birlikte Çekmeköy / Reşadiye Ormanları’nda yaşayan terkedilmiş köpeklerin orman beslemesine katılıyorum.
Yaşadığım yer olan Üsküdar’da belediyenin başlattığı Minik Dostlar oluşumunda gönüllüyüm, etkinlik kapsamında veteriner, hukukçu, aktivist, barınak çalışanı vs. bir sürü insandan olağanüstü güzel bilgiler öğreniyorum.
Aynı zamanda son bir kaç yıldır Zümrüd-ü Anka isimli bir oluşumla birlikte İstanbul ve Türkiye’nin farklı illerindeki besleme bölgeleri için kulübe yapım organizasyonlarına katılıyorum. Bu etkinlikler; yazın kavurucu sıcaklarında ve kışın dondurucu soğuklarında tekrarlanıyor. O zamanlar ”empati” denen şeyin kıymetini bir kez daha anlıyorum. Çünkü bizler, sadece ayda bir gün o sıcağı/soğuğu deneyimlerken ormana terk edilmiş ve hayatını sürekli o havalarda geçiren köpeklere yazın sıcaktan, kışın soğuktan koruyacak yuvalar teslim edeceğini bilmenin huzuru, öyle eşsiz bir duygu ki… Hayatım boyunca bu kadar anlamlı çok az şey yapmışımdır. 

Bir hayvanı sevmenin ne demek olduğunu bilen herkes gibi daha fazlasını kurtarmak, doyurmak ve yuvalandırmak gibi çılgınca isteklerim oluyor.Hepsini kurtaramasam da uzun yıllardır, tanıdığım ya da hiç tanışmadığım bir çok insana kedi ve köpek sahiplendirdim. Bu öyle güzel ve tadına doyulmaz bir duygu ki hani derler ya; ”dünyalar benim oldu” aynen öyle oluyor 🙂
Şimdiye dek sokaktan kurtarmayı başarabildiğim 2 tane kedi ile birlikte yaşıyorum. İsimleri; Kiwi ve Puding 🙂
Benimle oldukları sürece tek amacım; onlara rahat, konforlu aynı zamanda da özgür bir hayat verebilmek.


Bu blogu açma amacım; bir hayvanla yaşamanın güzelliğini elimden geldiğince, kullanabildiğim tüm kaynaklardan anlatabilmek.

Umarım bu sitenin ve buradaki yazıların buna faydası olur.
Son olarak, ilk cümleme ithafen; hayatın anlamı, avucunuza değen patilerde saklı 🙂